Sev(mek)

Beyaz Atlar Sulara trisenox and cialis interactions / Edip Cansever

Şiirsel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Mutlu Pazarlar – Makaron

Renkli ve güzel bir plaintiffs who won their viagra lawsuit in court in 2010 pazar günü olması dileğim.

Pazar Günleri kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Kahve


Tüm insanlığa kahve ısmarlamak generic for viagra, aklımdan geçen bu..

Kişisel kategorisine gönderildi | 1 yorum

Mutlu Pazarlar – Eksik

Bu pazar hep aynı şarkı çalıyor ve ne güzel söylüyor “terliklerimle gelsem sana, sonunda aşkı bulmu buy viagra online safeş gibi” diye.Hayatınızda bir şeylerin eksikliğini hissetmediğiniz güzel bir pazar olsun.

[audio:http://www.mutlulukoyunu.net/wp-content/uploads/2013/08/Ezginin-Gunlugu-Eksik-Bir-Sey.mp3|titles=Ezginin Gunlugu - Eksik Bir Sey]

Pazar Günleri kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Mutlu Pazarlar – Deniz Kabuklar

 deniz kabukları, buzlu kahve, deniz kokusu ve müzik eşliğinde iyi pazarlar diliyoruz

[audio:http://www.mutlulukoyunu.net/wp-content/uploads/2013/08/Mabel-Matiz-Bak-Bir-Varmış-Bir-Yokmuş-cover-20071.mp3|titles=Mabel cialis professional Matiz - Bak Bir Varmış Bir Yokmuş ]

Mabel Matiz – Bak Bir Varmış Bir Yokmuş

Pazar Günleri kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Kardeimin Hikayesi

Zülfü Livaneli kitaplarını okumakta neden bu kadar geç kaldım bilmiyorum. Gerçi instagram’da gözüme o kadar fazla çarpmasaydı yine almazdım sanırım bu kitabı. Okuyan ve beğenen sayısı fazla olunca merak edip aldım. Kitabı bitirdikten sonra okumama ve merak edip almış olmama değdi diye düşündüm.

Küçük bir kasabada kitapları ile india cialis yaşayan tuhaf bir adamın çevresinde işlenen bir cinayet ile başlıyor hikaye.  Cinayeti araştırmak için kasabaya gazeteci bir kız geliyor. Ve postmodern bir binbir gece masalı başlıyor.  Daha sonra psikoloji, aşk ve dram giriyor işin içerisine. Sürükleyici, yalın ve su gibi akıp giden bir kitap. İnsanı sıkmadan okutuyor kendisini.

Kitaplık kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Mantar Kurabiye

Mantar kurabiye benim çocukluğumun kurabiyesi. Bir dönem sürekli evimizde bu kurabiyeden pişerdi. Uzun süre dayanması nedeniyle çat kapı gelen misafirlerin çaylarının yanına konacak güzel bir seçenekti çünkü. Bitmesin diye sanırım annem bir kaba koyar ve buzdolabının üzerine saklardı kurabiyeleri. Ama ben durmazdım. Tezgaha çıkıp buzdolabının üzerindeki kurabiyelerden aşırmaya çalışırdım. Çalışırdım diyorum çünkü tam anlamıyla hiç başarılı olamadım. Korku ve panik ile bir kurabiye kapardım sonra aşağı inmeye çalışırken puff kurabiye elimde parçalanırdı. Bu kurabiyenin en kötü yanı bu zaten, hemen dağılıveriyor. Elimde parçalanmış kurabiye ile kalakalırdım her seferinde. Ve elbette yakalanmış olurdum.

Ansızın aklıma düşünce yaptım yine. Hala çok lezzetli geldi. Birde yerken insanın ağzına dağılıp yapışıyor hemen, işte o boğuluyor gibi olma hissi şahane eğlendiriyor beni :)

Malzemeler
250 gr yumuşak margarin
500 gr nişasta
1 su bardağı pudra şekeri
2,5 yemek why are there two bath tubs in the cialis commercial kaşığı un
2 yumurta
1 paket kabartma tozu

Yapılışı
-Oda sıcaklığında yumuşamış margarin, yumurta ve pudra şekeri çırpma kabına alarak mikserle çırpın.
-Daha sonra üzerine un, nişasta ve kabartma tozunu ekleyerek elinizle yumuşak bir hamur yapın.
-Hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar koparıp yuvarlayın ve yağlı kağıt serilmiş tepsiye aralıklar ile dizin.
-Bir tabağa koyduğunuz kakaoya temiz bir kapağı (şurup kapağı, kola kapağı, ruj kapağı veya soda şişesi)  batırın ve daha sonra minik topların ortalarına kapağı bastırın. Her seferinde kakaoya batırma işlemini tekrarlayın.
-Önceden ısıtılmış 160 derece fırında kurabiyeler beyaz kalacak şekilde pişirin. Kurabiyeler çok çabuk piştiği için dikkat etmeli.

dibine not: Bu kurabiyenin iki farklı versiyonu varmış. Birinde un miktarı fazla diğerinde nişasta. Nişastanın kokusu bazıları rahatsız ettiği için diğer tarifi tercih edebiliyorlar. Ama bence bu kurabiyeyi böyle lezzetli yapan nişastalı oluşu. 

Mutfak kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Bir Bayram G

viagra uk

Kişisel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Merhaba, Ben Bir Bamlym

Öğrencilik yıllarında sadece ayılmak ve zihnimi dinç tutmak için kahve tüketiyordum. Sonra öğrencilik bitince sadece keyif amaçlı kahve tüketmeye başladım. Sonra bir gün farkettim ki kahve benim için günlük bir ihtiyaç haline gelmiş. Her gün bir fincan tüketir Viagra olmuşum. Filtre, latte, nescafe, cappuccino, americano, türk kahvesi, espresso  bütün türler kabülüm üstelik.

Gün içerisinde yaptığım en güzel kaçamak elimde bir fincan kahve ile yaptığım kaçamak. Moralimi yerine getirebilen ve iyi hissettiren mucize içecek. Evet ben bir bağımlıyım.

Kişisel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Mahrem

elif şafak

Şüphesiz Elif Şafak’ın en güzel ilk üç kitabından biri Mahrem. Masalsı geçmiş ile şimdiki zaman iç içe geçiyor bu kitapta. Sıradışı karakterlerin hikayeleri fantastik bir roman olduğunu düşündürtse de bütün o hikayeler sonra tek bir hikaye olarak ustaca toplanıyor. Tabi bu sırada yazarın hayal gücüne, kelimeleri ustalıkla kullanmasına, betimlemelerine hayran kalıyorsunuz. Birde kitapta Nazar Sözlüğü var ki, beğenmemek imkansız. Bazı cümleleri bir kez okumak yetmedi. Tekrar tekrar okudum ve insan nasıl böyle muazzam cümle kurabilir diye düşündüm durdum kendimce :) Yalnız bu kitabı bir neticeye ulaşmak için okumamalı. Her sayfadan farklı bir şeyler yakalamalı. Yakaladıklarınız sizi zaten bir sonuca ulaştıracaktır :)

“Elmas bir gözdür yürek. Ve çizilmeyegörsün bir kere, artık hep sedefsi bir yırtıkla bakacaktır cümle aleme”

“Geçmiş, bugün ve gelecek… Hepsini peşpeşe dizip, dümdüz bir çizgi çiziyoruz. Bu yüzden geçmişin geçip gittiğine, geleceğin henüz gelmediğine inanıyoruz. Ve en kötüsü, zamanı önceden çizdiğimiz bu dümdüz çizgide yürümeye mecbur tutuyoruz. Ama belki de o burnunun ucunu göremeyecek kadar şarhoştur.”

“Geçmiş geçip gitmez. Hiçbir yere gitmez. Geçmiş hep bugünün içine akar. Zaten bu yüzden unutmak bu kadar önemli. Unutmak göz temizliği. Her bahar muhakkak yapmalı. Unutmazsak yaşayamayız. Unutmazsak yaşatmayız!”

“iğne deliği: Sessizliğin altın kadar kıymetli olduğu mahallelerden birinde, bütün gün pencerenin önünde oturup çeyiz işlermiş ana kız. “Hayallerin iğne deliğinden geçecek kadar buy viagra online from canada küçük olmalı,” dermiş kadın kızına. “Baktın ki bir hayalin geçemedi iğnenin deliğinden, boşver onu. Unut gitsin. İğne deliğinden geçemeyen hayaller boş hayallerdir. Hüsrandan başka bir şey getirmezler.” Kızcağız dikkatle dinlermiş annesinin anlattıklarını. Sonra dalıp gidermiş hayallere. Ne vakit hayal kursa, elinden kayıverirmiş gergef; iğneyi de beraberinde götürerek”

“Bazen böyle birdenbire yaralanıveririz. Ama her yara iyileşir. Eninde sonunda kabuk bağlar, üstünü kapatır. Gözlerden saklanır. Çünkü hiçbir yara görülmek istemez. Yeter ki bu yara gözbebeklerinde çıkmasın. Çünkü eğer gözbebeklerin yaralanırsa, bir daha asla aynı gözle bakamazsın dünyaya. Baktığın her şeyin kötü yanını görmeye başlarsın. Saklı kalmış pislikler bile kaçmaz gözlerinden.”

“kem göz: Yerlere kadar uzanan bembeyaz, fırfırlı elbisesinin içinde gülümsüyordu genç kız. Güvercinlere yem satan, çenesi kıllı yaşlı kadının yanından geçti. yaşlı kadın “Kuğu gibi olmuşsun evladım,” dedi. Genç kız garip bir ürperti hissetti ama gene de teşekkür etti. Güvercinlerin toplandığı meydanın basamaklarını yosun tutmuştu. Sonuncu basamağa vardığında ayağı kaydı, bir çamur gölüne yüzüstü kapaklandı. etraftan koşup kaldırdılar, patlamış dudağındaki kanı sildiler; ama bembeyaz, fırfırlı elbisesini temizleyemediler. ”O kadın yaptı bunu,” diye haykırdı genç kız. Çenesi kıllı yaşlı kadın tam arkasında duruyordu. “Saçma,” dedi fısıltıyla. “Herkes bilir ki, beyaz çabuk kirlenir.” sonra da elinde tuttuğu tasın içindeki bütün yemleri genç kızın üstüne boşalttı. Güvercinler kara, kapkara bir bulut halinde yemlere üşüştü. ”

Kitaplık kategorisine gönderildi | 2 yorum