Bir grup insan var. Çevremde, internet ortamında sık sık denk geldiğim bu insan grubu devamlı Starbucks’ın pahalı olduğundan dert yakınıyor. Duyduğum ve okuduğum her sitemde daha bir gıcık oluyorum. Neden mi?
Evet pahalı ama sende oraya gitmek zorunda değilsin ki. Yani sana pahalı geliyorsa sen de oradan eksik kalabilirsin pek hala. Birileri ile bilmem ne yarışına girmezsin. Herkes gidiyor ben de gidiyorum diyemezsin. Yok bir bardak kahve sekiz lira olur muymuş, yok bir dilim kek beş liraymış. Oluyor gördüğün üzere ve alan da alıyor yıllardır. Sana göre pahalı ise almazsın olur biter. Ne yani, sen pahalı olduğunu düşündüğün için fiyatlarda bir oynama mı bekliyorsun?
Tee Allah’ım yaa..





Nerede ahmak* bir insan var gelip beni buluyor. Hayır ben ahmak olduğum için çekmiyorum onları, sadece onlara tahammül edebilme yetisine sahip olduğumu düşündükleri için gelip beni buluyorlar. Evet tam olarak olaylar böyle gelişiyor. Tanıdığım bütün ahmak insanları düşünüyorum, sonra onlar ile nasıl tanıştığımı düşünüyorum. Sonuçlar ortak, onlar beni bulmuş!
Yapmayı istediğim o kadar çok şey var ki. Ama hiçbirini gerçekleştiremiyorum. Nedeni basit, çünkü gerçekleşmesi için hiçbir girişimde bulunmuyorum! Bir şeyi kafamda planlıyorum, o şeyi yapmış gibi mutlu oluyorum sonra unutup gidiyorum. Aslında unutmuyorum ama gereken önemi vermiyorum. Zamansızlık gibi bir sıkıntım yok sadece boş zamanlarımda fazla aylaklık yapıyorum o kadar. 12 saat uyku nedir yahu Allah aşkına! Biliyorum ilerde bu günleri çok arayacağım. (bu cümleyi unutmamalıyım)
Denk geldiğim zaman asla pas geçmediğim bir mağazadır English Home. Bir şeyler almayacak olsam bile mutlaka bir tur atarım mağazanın içerisinde.

